Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH), özellikle nüfusu kalabalık olan
şehirlerde daha önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Çok çeşitli
şehirlerden ve hatta ülkelerden, çeşitli kültürlerden gelen insanların
fazlaca yaşadığı yerlerde elbette kaçınılmaz olarak bu tür hastalıklar daha
fazla görülür.
Korunma yollarına girmeden önce bu hastalıkların çok kısa bir özetini
yapmakta fayda var:
CYBH başlığı altında toplanan hastalıklar hayatı tehdit eden hastalıklar
olabileceği gibi (AIDS ve Hepatit B gibi); hayati tehlikesi olmayan ancak
kalıcı hasarlar bırakabilen hastalıklar (erkekte ve kadında kısırlığa neden
olan enfeksiyonlar, özellikle kadında kalıcı ağrılar ve diğer jinekolojik
belirtilere yol açan enfeksiyonlar) şeklinde; ya da enfeksiyon süresince çok
çeşitli belirtilere yol açan, kişiyi rahatsız eden ve daha sonra giderek
hafifleyen seyir izleyecek şekilde olabilir (kadında vajinit ve bazı sistit
türleri gibi).
CYBH'ler kadının anatomik özellikleri nedeniyle
erkekten kadına daha kolay bulaşırlar. Hayatı tehdit eden enfeksiyonlar
hariç, diğerleri genellikle kadınlarda daha kolay kalıcı hasar bırakırlar ve
daha şiddetli belirtilere neden olurlar. CYBH'lerin önemli bir kısmı kronik
seyirlidir, yani bir kez bulaştıktan sonra hiçbir belirti vermese de vücutta
enfeksiyon etmeni yaşamaya devam eder. CYBH'ler arasında virüslere bağlı
oluşanlar için henüz kesin etkili bir tedavi şekli geliştirilememiştir.
Tüm bu özellikleri nedeniyle CYBH'ler önemli bir sağlık sorunudur ve bu
konuda bilgisi olmayanları daha kolay "vurur".
Korunma
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan bireysel düzeyde korunmanın en etkili
yolu hastalık riski taşıyan şüpheli kişilerle (hayat kadınları, hayat
kadınlarıyla birlikte olduğu bilinen kişiler, çok sayıda partneri olan ya da
olmuş kişiler) ilişkiye girmekten kaçınmaktır.
Ancak unutulmamalıdır ki bariz olarak şüpheli olmayan biriyle beraber
olunduğunda da hastalık bulaşabilir. O yüzden ikinci basamak, hakkında bilgi
sahibi olunmayan bir kişiyle, ne kadar "temiz" görünürse görünsün, ilişkide
prezervatif kullanmaktır.
Prezervatifler arasında lateks yapılı olan ve spermisit içerenler tercih
edilmelidir (spermisitlerin aynı zamanda mikroorganizmaları etkisiz hale
getirebilme özellikleri de bulunmaktadır). Prezervatif bir kez kullanılmalı
ve ilişki sonrası çıkartıldıktan sonra poşete koyularak atılmalı ve eller
sabunlu suyla yıkanmalıdır.
Prezervatif kullanımı yıllar boyu erkeklerin tekelinde ve inisiyatifinde
kalmıştır. Son yıllarda ise kadınların kullanımına uygun olarak geliştirilen
prezervatifler Amerika'da ve bazı Avrupa ülkelerinde kullanılmaya
başlanmıştır. Ülkemize de girmiş olan bu ürünlerin çok yakında yaygın olarak
kullanılacağını düşünüyorum.
Ne kadar etkili korunma olursa olsun cinsel yolla bulaşan hastalıklar
açısından herkes risk altındadır. Bu hastalıkların çoğunda erken tanı ve
tedavi hem kişinin sağlığının tekrar oluşturulması, hem de hastalığın daha
çok bulaşmasının engellenmesi açısından önemlidir. Her bireyin CYBH grubunda
yer alan hastalıkların genel belirtilerini bilmesi çekinmeden doktora
başvurması önemlidir.